Yüksek Kilometrede Benzinli mi, Elektrikli mi Daha Dayanıklı?
İkinci el otomobil alırken kilometre, çoğu kişinin ilk baktığı bilgilerden biri. Özellikle 100 bin kilometre ve üzerindeki araçlarda motor, şanzıman, süspansiyon ve diğer mekanik parçaların durumu daha fazla önem kazanıyor.
Ancak otomobil dünyasındaki elektrikli dönüşüm, yüksek kilometre konusunda yıllardır kullanılan bazı alışkanlıkların yeniden değerlendirilmesine neden oluyor. İngiltere'de gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırma da elektrikli ve benzinli otomobillerin kilometre yükseldikçe nasıl performans gösterdiğine ilişkin dikkat çekici veriler ortaya koydu.
Araştırmada milyonlarca araç muayenesinden elde edilen veriler incelendi. Sonuçlar, düşük kilometrelerde iki araç tipi arasında büyük bir fark olmadığını, ancak kilometre yükseldikçe elektrikli otomobillerin muayene başarısızlık oranının benzinli araçlara göre daha düşük seyrettiğini gösteriyor.
Araştırmada 47,4 milyon MOT testi incelendi
Çalışma, British Vehicle Rental and Leasing Association (BVRLA) tarafından yaptırıldı ve bağımsız ulaşım araştırma kuruluşu New AutoMotive tarafından gerçekleştirildi.
Analizde İngiltere'nin resmi araç muayene sistemi olan MOT kayıtlarından 47,4 milyon test değerlendirildi. Araştırmacılar araçların yaşı ve yaptığı kilometreyi birlikte dikkate alarak elektrikli ve benzinli otomobiller arasındaki farkları incelemeye çalıştı.
Bu ayrım önemli. Çünkü elektrikli otomobillerin İngiltere'deki araç filosu genel olarak daha genç. Sadece ham muayene sonuçlarına bakıldığında elektrikli araçların daha az sorun yaşadığı düşünülebilir. Araştırma ise yaş ve kilometre gibi değişkenleri hesaba katarak daha anlamlı bir karşılaştırma yapıyor.

Düşük kilometrede fark oldukça sınırlı
Araştırmanın sonuçlarına göre düşük kilometrelerde elektrikli ve benzinli otomobillerin MOT başarısızlık oranları birbirine oldukça yakın.
Yaklaşık 32 bin ile 64 bin kilometre arasındaki araçlarda elektrikli otomobillerin muayeneden kalma oranı yüzde 12 seviyesindeyken, benzinli otomobillerde bu oran yüzde 11,7 olarak ölçüldü.
Bu sonuç, düşük ve orta kilometre seviyelerinde yalnızca güç ünitesine bakarak bir aracın daha dayanıklı olduğunu söylemenin doğru olmayacağını gösteriyor.
Yaklaşık 100 bin kilometreden sonra tablo değişiyor
Kilometre yükseldikçe araştırmanın ortaya koyduğu fark daha belirgin hale geliyor.
Yaklaşık 64 bin ile 97 bin kilometre aralığında elektrikli otomobillerin MOT başarısızlık oranı yüzde 14,1 seviyesinde kalırken, benzinli araçlarda bu oran yüzde 15,5'e yükseliyor.
Daha yüksek kilometrelerde ise fark daha da açılıyor. Özellikle yaklaşık 145 bin ile 193 bin kilometre arasındaki 3-8 yaşındaki araçlarda elektrikli otomobillerin başarısızlık oranı yüzde 16,5 olarak ölçülürken, benzinli otomobillerde bu oran yüzde 22,1 seviyesine ulaşıyor.
193 bin kilometrenin üzerindeki araçlarda ise elektrikli otomobillerdeki oran yüzde 16 civarında kalırken, benzinli otomobillerde yüzde 23,5 seviyesine çıkıyor.
Başka bir ifadeyle araştırmanın verileri, kilometre yükseldikçe elektrikli otomobillerin MOT açısından daha istikrarlı bir tablo sergilediğini gösteriyor.
Elektrikli otomobiller neden avantaj sağlayabiliyor?
Elektrikli otomobillerin yüksek kilometredeki sonuçlarını değerlendirirken güç aktarma sistemlerinin mekanik yapısındaki farklılık önemli bir faktör olabilir.
İçten yanmalı motorlarda piston, segman, krank mili, eksantrik sistemi, supaplar ve çok sayıda hareketli parça bulunuyor. Elektrikli motorlarda ise güç üretimi daha az hareketli mekanik parçayla gerçekleştiriliyor.
Bu durum, bazı mekanik aşınma noktalarının elektrikli otomobillerde bulunmaması anlamına geliyor. Ancak bu, elektrikli araçların hiçbir parçanın eskimediği anlamına gelmiyor.
Lastikler, süspansiyon parçaları, fren sistemi, direksiyon bileşenleri ve elektronik sistemler elektrikli otomobillerde de düzenli olarak kontrol edilmesi gereken parçalar arasında yer alıyor.
Elektrikli araçların zayıf noktası: Lastikler
Araştırma elektrikli otomobillerin her alanda daha iyi sonuç verdiğini göstermiyor.
Özellikle lastik kusurları elektrikli araçlarda daha fazla görülüyor. Araştırmaya göre elektrikli otomobillerde lastikle ilgili kusurlar benzinli araçlara kıyasla yaklaşık 1,8 kat daha fazla kaydedildi.
Bunun arkasında elektrikli otomobillerin daha yüksek araç ağırlığı ve elektrik motorlarının düşük hızlardan itibaren yüksek tork üretebilmesi gibi faktörler bulunabilir.
Bu nedenle yüksek kilometreli ikinci el bir elektrikli otomobil satın alınırken yalnızca batarya ve motor değil, lastiklerin durumu ve aşınma seviyesi de dikkatle kontrol edilmeli.
Frenlerde rejeneratif sistemin etkisi
Elektrikli otomobillerde kullanılan rejeneratif frenleme sistemi de bakım açısından önemli bir farklılık oluşturuyor.
Araç yavaşlarken elektrik motorunun jeneratör gibi çalışması sayesinde kinetik enerjinin bir bölümü elektrik enerjisine dönüştürülebiliyor. Aynı zamanda geleneksel fren sistemine olan ihtiyaç azalabiliyor.
Bu nedenle yüksek kilometreli elektrikli araçlarda bazı fren kusurlarının daha düşük oranda görülmesi mümkün.
Ancak burada farklı bir durum da ortaya çıkabiliyor. Özellikle uzun süre düşük kilometre yapan ve mekanik frenlerini daha az kullanan yaşlı elektrikli otomobillerde fren diskleri ve diğer mekanik parçalar korozyondan etkilenebiliyor.
Batarya konusu araştırmanın dışında kalıyor
Buradaki en önemli ayrıntılardan biri araştırmanın kapsamı.
MOT muayenesi bir aracın yola çıkmaya uygun olup olmadığını kontrol ediyor. Frenler, lastikler, süspansiyon, direksiyon, aydınlatma ve benzeri güvenlik unsurları değerlendiriliyor.
Ancak elektrikli otomobilin bataryasının kalan kapasitesi, hücre sağlığı veya şarj performansı bu testin doğrudan bir parçası değil.
Dolayısıyla araştırmanın sonuçlarını “yüksek kilometreli elektrikli otomobillerin bataryası kesin olarak daha sağlıklı” şeklinde yorumlamak doğru olmaz.
İkinci el elektrikli otomobil satın almayı düşünenlerin ayrıca batarya sağlık raporunu, servis geçmişini, şarj geçmişini ve aracın genel durumunu kontrol etmesi gerekiyor.
Yüksek kilometre artık tek başına yeterli bir ölçüt mü?
Bu araştırmanın dikkat çekici taraflarından biri de kilometreye bakış açısını değiştirmesi.
Geleneksel otomobillerde yüksek kilometre, özellikle motor ve şanzıman gibi pahalı mekanik parçaların daha fazla aşınmış olabileceği düşüncesiyle önemli bir satın alma kriteri olarak kabul ediliyor.
Elektrikli otomobillerde ise güç aktarma sisteminin daha farklı bir yapıya sahip olması nedeniyle kilometrenin anlamı aynı olmayabilir.
Fakat bu durum “kilometresi yüksek her elektrikli otomobil alınabilir” anlamına gelmiyor. Bir aracın kullanım şekli, bakım geçmişi, kaza durumu, batarya sağlığı, lastikleri ve süspansiyon parçaları birlikte değerlendirilmelidir.
İkinci el elektrikli otomobil alırken nelere bakılmalı?
Yüksek kilometreli bir elektrikli otomobil satın almayı düşünüyorsanız yalnızca gösterge panelindeki kilometre değerine odaklanmak yerine aracın genel durumunu incelemek gerekiyor.
- Bataryanın sağlık ve kapasite durumu kontrol edilmeli.
- Aracın servis ve bakım geçmişi incelenmeli.
- Şarj sisteminin sorunsuz çalıştığından emin olunmalı.
- Lastiklerin aşınma durumu ve üretim tarihleri kontrol edilmeli.
- Süspansiyon ve direksiyon sistemi incelenmeli.
- Fren diskleri ve balataların durumu kontrol edilmeli.
- Aracın kaza ve hasar geçmişi araştırılmalı.
- Mümkünse satın alma öncesinde uzman bir servis tarafından ekspertiz yapılmalı.
Benzinli otomobiller tamamen geride mi kalıyor?
Araştırmanın sonuçları benzinli otomobillerin artık dayanıklı olmadığı anlamına gelmiyor.
Bakımları düzenli yapılmış, motor ve şanzıman geçmişi iyi olan bir benzinli otomobil uzun yıllar kullanılabilir. Özellikle belirli motor ve şanzıman kombinasyonlarının uzun kullanım geçmişi bulunuyor.
Araştırmanın söylediği şey daha farklı: Kilometre yükseldiğinde elektrikli otomobillerin mutlaka daha hızlı yıpranacağı yönündeki genel varsayım, incelenen MOT verileri tarafından desteklenmiyor.
Sonuç: Kilometreden çok aracın geçmişine bakmak gerekiyor
47,4 milyon MOT testinin incelendiği araştırma, yüksek kilometrede elektrikli otomobillerin benzinli araçlara kıyasla daha düşük muayene başarısızlık oranlarına sahip olabildiğini ortaya koyuyor.
Özellikle 100 bin kilometre civarından sonra fark daha belirgin hale gelirken, 193 bin kilometrenin üzerindeki araçlarda elektrikli otomobillerin başarısızlık oranı yüzde 16 seviyesinde kalıyor. Aynı kilometre seviyesindeki benzinli otomobillerde ise oran yüzde 23,5'e çıkıyor.
Bununla birlikte araştırmanın batarya sağlığını ölçmediğini unutmamak gerekiyor. Elektrikli bir otomobilin gerçek kullanım ömrünü değerlendirirken batarya durumu, servis geçmişi ve mekanik aksamların durumu ayrıca incelenmeli.
Sonuç olarak yüksek kilometre, tek başına bir otomobilin iyi veya kötü durumda olduğunu göstermiyor. Elektrikli ya da benzinli fark etmeksizin ikinci el araç alırken bakım geçmişi, kullanım koşulları ve mevcut teknik durum birlikte değerlendirilmelidir.
Otomotiv dünyasındaki yeni gelişmeleri, araç teknolojilerini ve otomobil rehberlerini takip etmek için Atış Ajans Blog üzerindeki diğer içeriklere de göz atabilirsiniz.
Not: Araştırmadaki veriler İngiltere'deki MOT muayenelerine dayanıyor. Bu nedenle sonuçlar Türkiye'deki tüm araçları veya her marka ve modelin gerçek kullanım ömrünü doğrudan temsil etmez. İkinci el araç değerlendirmesinde model, yaş, bakım geçmişi ve kullanım koşulları ayrıca dikkate alınmalıdır.



